
07 Kasım’ 20
19:30
Hayat bir şekilde akışında ilerliyor… Döngü, döne döne birbirini kovalıyor. Taşınmazlar sabit, beşerin küfesindekiler beşerle beraber yer değiştiriyor. Beşer hayatı boyunca küfeyi hafifletme uğraşındayken, her geçen gün küfe beşerin belini daha da büküyor. Gün geliyor beşer hafiflemenin küfe ağırlığında olmadığını, küfeyi kabullenmekte olduğunu anlıyor. İşte o gün, o şanslı beşer barışıyor. Oysa ki ağırlıklarını hep dışarıdan bilmişti; yükünü boşaltılırsa kamburu dikleşir farzetmişti. Küfe kütlesinden düştükçe değil, kabule girdikçe hafiflermiş. Ona kimse bunu öğretememişti.
Şimdi beşerin, daha ağır yepyeni bir yükü var. Kabullenişten sonrasıyla nasıl yaşayacak beşer? Üstesinden nasıl gelinir taşımanın yükünün? Yükünü bildi, bildi bilmesine de, e eyvallah da dedi sırtından hiç inmemesine. Nasıl taşıyacağını kimden öğrenecek? İçine dönecek… İçinde bulabilirse, bulacak. Bulamazsa hep bir umutla bu sefer buldum niyetiyle yenilgilerde boğulacak. Belki bir ömür yitecek, belki bir ömür yetecek…
Kabul her zaman zor. Bir sonuçtur kabul. Sonrası method gerektirir. Method ise süreç… İçinde süreç olan her şey ağırdır, dramdır, sızıdır çoğu zaman.
Ölüm neden güzeldir mesela? Çünkü bir kez ölürsün.
Ölüm neden koyar ardına, kalanlara? Çünkü üstü toz tutan hatıralar cilalanır yasın geçene kadar her fırsatta. Demem o ki ölüm gidenin sonucu, kalanın sürecinin başladığı yerdir.
Ama o da geçer!
– Ne zaman?
– Kabulleniş zihnine kazındığı zaman!
Kabullenişten sonrası peki? Method geliştirme süreci… Bir yol… Ve beşere yine bir yolculuk göründü…
Peki sen, farkettin mi? Döngü yine yuttu bizi…
—
BB