YAŞA

Muar Kafe / Kalkan Sahil
06 Aralık 2018

Evet kaçtım! Şehrin kaosundan sıyrıldım. Tenimin altındaki, ta en derindeki fırtınalarım dindi. Şimdi biraz sakinlik… Kalabalıklarda kaybolurken, yalnızlıklarda kendimizi buluyoruz. Buna karşı neden inatla kalabalıkları seçiyoruz? Özümüzden  neden kaçıyoruz? Kaçmak korkakça, cesaretsizce, aciz bir duygu. İnsana aciz olmak yakışmaz,  korkaklık yakışmaz. 

Eskiden yazlık yerlerin kış zamanlarında ürkerdim. Müthiş bir yalnızlığı hissettirirdi bana. Tıpkı ilkokulda öğrenciler evlerine gittikten sonra boşalan o canlı bina gibi.  Her akşam ölüp, sabah tekrar doğardı sanki. Beni ürkütürdü boş sınıflar ama yine de teker teker gezerdim onları. O zamanlarda da beni ürküten, korkutan şeylerin üstüne gider, rest çekerdim. Kendi kendimle savaşıp durdum şu yaşıma kadar, buradan  sonra da aksi olmayacak. 

Daha da küçükken mesela, zifiri karanlık odaların içinde öcüler hayal ederdim, sanki varlarmış gibi hissederdim. Önce bir durur, karanlığa bakar ve çığlık atarak içeri girerdim. Kendi kendime uydurduğum şeylere, kendimden kuvvet alarak savaş açar, kendi kendimi yenerdim. Derdim hiç insanlarla olmadı, hep kendimleydim. 

 Gökgürültüsüden korkarken, yataktan kalkar, cama gider, hazırlıklı şekilde göğü yaracak ışığını beklerdim. Sonra nefes alır, ‘heh ışığı geldi, şimdi sesi gelecek korkma’ derdim kendime. Öyle öyle gün geldi ne karanalıktan, ne gökgürültüsüden ne de yalnızlıktan korkar oldum. Üstüne gittiğim ne varsa hepsini sevdim zamanla. Bir tek değiştiremeyeceklerimi sevmedim. Beni mutsuzluğa sürükleyen, çözülemeyen, elimde olmayan şeylerden uzaklaştım.

Çünkü kıymetliyim, çünkü biriciğim, başka bir ben yok ve kimsenin umrunda değilim – kendimden başka. Sen de öylesin, biriciksin! Başka bir sen yok, olmayacak! Kendinle gurur duy, ne kadar eşsiz olduğunu bil ve ona göre hareket et. Senden başka kimse senin hayatını değiştiremez, sihirli değnek bir tek senin ellerinde. Kendi hayatını ancak kendin kurarsın ve unutma arkadaşım, zaman denilen kavram öyle büyük bir uydurma ki, tek an, işte bu an! 

Ertelemelerinin vadesi asla gelmeyecek, bahane ettiğin koşullar asla iyiye evrilmeyecek, insanlar asla değişmeyecek. Sen değişeceksin yalnızca, değişmeyen her şey seni değiştirecek! 

Daha katı, daha sevgisiz, daha vurdumduymaz, daha kötü bir sen olacaksın. Peki, neden? Kendin yüzünden, en gerçek anlarında aksiyon almadığın, etkilere tepki vermediğin yüzünden. Kurtar kendini! Yalnızca bir hayatın var. Hayatını seç!  Önüne gelenleri yaşıyorsan, bir hayat yaşamış olmayacaksın çünkü; günü geldiğinde yalnızca ‘ömrünü geçirmiş’ olacaksın.

Sev ya! Sev arkadaşım. Masayı da sev uğruna harcanan emekten ötürü, taşı da sev koca bir kayadan kopup gelme cesaretinden ötürü!

Aşık ol arkadaşım! Di-bi-ne kadar yaşa! Sabaha karşı kekik tarlalarında şarapla selamla güneşi, sabah 5 ayazında üşü, birbirini ısıtmanın muhtaçlığını yaşa, minnetle öpücük kondur göz pınarlarına. Olmayan müzikle, içtiğin şarabın bağcısına da dans et mesela. Gece girmeye korktuğun  denize atla, titreyen içinin kendini nasıl bıraktığına şahit ol. Ve ellerini izle! Kızgın güneşe kaldır elini, parmaklarını yavaşça hareket ettir. Derinin geçirgenliğini farkettin mi? Vücudunun muazzamlığını keşfet mesela! Her bir parmağını kıvraklıkla nasıl muazzam hareket ettirdiğine şaşır. Tırnaklarına bak, nasıl da uzuyorlar sen hiç farketmeden. Gün geliyor uzadığını farkedip keseyim diyorsun ya, gün gelmesin işte! Sen hiç aklından çıkarma uzadıklarını, hayata karşı da, çevrene karşı da algılarını açık tut, sanki hemen şimdi kör olacakmışçasına bir iştahla bak etrafına.

Ve unutma, eğer bunu yapmazsan bir gün bir bakacaksın, tırnaklarının uzadığını farketemediğin gibi, yaşının geçtiğinin de farkına geç varacaksın ve ömür bitmiş olacak.

Hayat, zamana kaptırılmayacak, akışına bırakılmayacak kadar mühim! Hayat senin, sen biriciksin, hayatını seç arkadaşım!

BB

kalkan’da 5. günümün öğleninden satırlar…

baskabirhayatmumkun tarafından yayımlandı

İstanbul'da şehrin ışıklarından yıldızları göremiyordum. E ben de yeryüzünde yıldızlara en yakın yere- Kalkan'a yerleştim. Peki sonra ne mi oldu?

Yorum bırakın