
00:59
İş çıkışı… Trio’dayım. Barda oturuyorum, en son, sol sandalye… Eşlikçi beyaz şarap, yanında ufak bir kuruyemiş servisi… Teşekkür ederim kalsın lütfen. O halde çilek ikram edelim Başak Hanım’a… Harika, ellerinize sağlık. Caza kayan bir parça fonda, loş ışıklar, mekan arkamda kalıyor, tek tük bir iki masa… Hal hatır soran mekancı… Mutlaka eller yıkanmalı, bana bir müsade… Şimdi biraz duvardaki alkol şişelerini seyredelim. Görüntüler akmaya başladı gözüme, evet artık yazabiliriz.
Kadıköy sokaklarında kaybolma duygusunu hissettim. Müzik beni aldı götürdü Moda sokaklarına, süpürdü. The Harp zihnimde canlandı, hoop ordan Hakan’a, Sedat Abi’ye… Önce yazı ulaştı Hakan’a, ardından telefonla kulağına… Sedat eksik kaldı; eşini, çocuklarını rahatsız etmemek için hatları yoklanmadı Sedat’ın. Sevgiler Hakan, sevgiler Sedat, sevgiler Yasin Hoca, sevgiler ekşi sözlük Kızıl Elma, sana da sevgiler suratsız Sunay Abi, ahlaksız (?) Ayşe, çocukluğum, bebekliğim, anne babamın elleriyle yükseldiğim ‘ uçtu uçtu kuş uçtu’ günlerim…
Kokulu simli mumlarla dolu yılbaşı hediyelikleri satan çocukluğumun en mistik dükkanı, Mehtap Apartmanı girişinde mutluluk çığlığı attığım ‘ışıklı ev’ hediyem… Gerekli özeni göstermediğim; fakat hep çok sevdiğim ışıklı evim… Haki yeşil Alfa Romeo’lu günlerde Mehtap Apartmanı’nın merdivenlerini 3’er 5’er çıkarken babamla kovalamaç oynayıp tüm apartmanı ‘yine yeşillendi fındık dalları’ nameleriyle inlettiğim… ‘Şa lalla la tutun çekin beni!’ çığlıklarıyla katılmaktan karınımın ağrıdığı o günlerim… -ki yıllar sonra bu şarkıyla, varlığını bile unuttuğum bir dönemde, narkozdan ayılırken karanlık bilinçaltından su yüzüne tekrar çıkan o günlerim…
Sevgiler Kadıköy, sevgiler sokaklar, sevgiler kadehler, sevgiler anılar… Sevgiler…
Başka bir hayatı mümkünleştiremeyen hayatın içinden mümkün hayatları gıpta ile seyrediyoruz,okuyoruz…Serüvenin o kadar gerçeğimsi bir masal ki…İlhamın bir o kadar ilham perilerini kıskandırası…
Severek ve merakla takip ediyoruz seni…
BeğenBeğen
Teşekkür ederim, sevgiler…
BeğenBeğen