
Günler günleri kovalıyor, birinin ardından diğeri geliyor, güneş doğuyor, peşi sıra ay yükseliyor, adına da diyoruz yaşamak.
Bir de yaşayamamak var bunun üstüne. Nefesi içine aldığın lakin göğüs kafesinden geçiremediğin. Kaynayan çayın buharı gibi rahatsızlık veren bir nem var havada kolayca soluyamadığın. Göğüs bölgen ve miden arasında bir yerlerde sesini duyamadığın ama basını hissettiğin vurmalı çalgılar var. Kelimelerle çok iyi saklambaç oynayan, onları asla bulup tarif edemediğin halet-i ruhiyen var. Melek olsan kanatlarının çıkacağı o iki noktada bir yumru var. Sütyen takmadığın anlarda yerin memelerini çektiği kuvvet gibi bir direnç var göğsünde. Berber lavabosunda uzun süre hapis kalmışcasına boynun, bir uyuşukluk var. Bir bıkmışlık, bir salmışlık, bitsede gitsek olmadı koyverselik var bakışlarında. Sergüzeştlere bir küskünlüğün yok ammaaa konkava düşmüş hissiyatlar var ruhunda.
Hafakanlar çökmüş, ezyak haldesin.