-8- KEBAPÇIDAN OTEL MÜDÜRLÜĞÜNE?

Hikayemi en son Temmuz 2020’de bırakmışım. Yazılar durdu ama hayat aktı bu 3 senede. Hadi kaldığımız yerden devam edelim mi? 25 yaşındaki o gün ki kadından bugün 28 yaşındaki kadına ne kaldı, neler gitti?

Kebapçılık kariyerime elbette son verdim. Şubat 2021’den beri otelciyim. Evet üniversite yıllarında asla yapmam dediğim otelciliğin tam kucağına düştüm. Hem de otel müdürü olarak. Hem de inşaatından teslim alarak… Hem de 26 yaşımda Türkiye’de genç bir kadın olarak, hem de turizm tecrübesi hiç olmayan bir ekiple, hem de Türkiye’nin dört köşesinden gelen insanlarla… Hem de kurtlar sofrasında… Hayat bir kez daha öğretti ki büyük konuşma Başak! Fakat bu dersi verirken başımı okşamayı da unutmadı. Liseden beri hayalim olan otelde yaşama şansını bana armağan etti. 3 senedir otelde yaşıyorum.

Nasıl mı oldu peki? Hızır! Hızır yaptı, o yetişti.

Kebapçıda pandemi dönemi düşünme fırsatı verdi bana, ne yapıyorsun Başak, burda yıldızların peşinden geldin ama ne kadar uzar ne kadar kısalırsın? Zaman geçiyor, Kalkan’ın potansiyeli belli. 26’ından sonra kurumsala da dönemezin IK’cılar işe almaz. Kaçan trenler parlak yıldızlardan daha mı pahalı yoksa diye düşünüp kendimi yerken, akılalmaz bir çıkmaza girdim. Kafam, yolum her şey çok karışıktı. Bir yandan İstanbul’a dönmek istemiyor, bir yandan da Kalkan’da kendime uygun bir iş ve hayat potansiyeli göremiyordum. Tamam göz karartıp kebapçılık yaptık ama o bir geçiş dönemiydi, delilik haliydi ve artık delilik yapacak şartlar ortadan kalkmıştı. Artık gerçek bir şeylere ihtiyacım vardı!

En son ”ben heykeltraş olmak istiyorum” diye ağlayarak annemi aradığımda, annem hayatının itirafını yaptı aylar sonra: ”Ben bir anne olarak hayatımda ilk kez kendimi çok çaresiz hissettim; ben sanatçıyım kızım ama sende yetenek yok, nasıl seni heykeltraş yapacağız… Hayatında istediğin her işe bir şekilde tanıdık bulup sokalım ama seni sanatçı yapamayız kızım…”

Ruhsal çıkmazların günün sonunda hakikaten sanatla iyileştiğine inanırım ve o sıkışmışlık hissi bende her şeyi bırakıp sanat doğurma isteğiyle ortaya çıkmıştı. Çaresiz değildim, işsiz kalma stresim yoktu; sadece artık kendimi tanıtabileceğim yeteneklerimi ve donanımımı kullanabileceğim bir iş yapmak istiyordum ama Istanbul’a geri dönmek istemiyordum.

Bu sıkışmışlık halini iliklerime kadar hissettiğim bir başka gün motorumla kebapçıya giderken, evimin üst sokağındaki inşaatın kapısından restoran müşterimiz çıktı. Hiç durmadan, sadece yavaşlayarak sokak kadını kişiliğimle ‘Kemal abi naber yaaa? Ne olacak burası?’ diye bağırıverdim.

Kemal Abi: Otel oluyor Başakçım.

Ben: Eee aramıyorlar mı bi’ müdür müdür?? Hahah hadi eyvallah görüşürüz!

Deyip, çekip gittim… Kafamda Kalkan’ı tamamen bitirmiş olmanın bir başka ayarsızlığıyla ‘eee aramıyorlar mı bi müdür müdür heheheh’ deyip gittim…

İyi ki demişim…

1 saat sonra öğle yemeğine geldi Kemal Abi her zaman ki gibi. ” Başak hayırdır, sen niye öyle dedin?”dedi.

”Abi benden iyi müdür mü bulacaklar yaa, üniversite Özyeğin Otel Yöneticiliği, Swissotel Bosphorus, Hilton Moda, Mandarin Oriental Türkbükü…”

Ağzımdan bu gevşeklikle çıkan her söz tamamen burda gemileri yaktığım için önemsemeden laf olsun diye konuşmalarımdı. Evet hepsi doğruydu; fakat iş arıyor olsam asla bu üslupla konuşmayacağım kesindi.

Kemal Abi: Nasıl yani ya?! Sen bunları neden hiç söylemedin, yıllardır tanıyoruz seni.

”Abi yemeğe gelmişsin CV’mi mi vereydim eline, burda herkes beni kebapçı bildi, biri de sen kimsin demedi ki, ben de işimi yaptım anlatmadım.”

Otelin sahibi meğerse Kemal Abi’nin kuzeniymiş, hemen benim CV’mi gönderdi. Hooop 15 dk sonra telefon çaldı: ” Başak Hanım sizinle görüşebilir miyiz?”

Ertesi gün görüştük, otelin inşaatını gezmeye gittik, ayak üstü mevzuat konuştuk, öneriler ve istişarelerde bulunduk. El sıkışıp, kendime bir pozisyon bulmam için vedalaştık.

Ben İstanbul’a döndüm, 2 ay orda kaldım. Sürekli otelle iletişim halindeyiz ama hala pozisyonum yok, kesin birlikte çalışacağız ama nasıl?

Bu arada otele İngiliz bir genel müdür veya İstanbul’dan ekibiyle gelecek bir genel müdürlük kadrosu düşünüyor sahipleri. Annemler ise bir yandan ‘otel müdürü’ pozisyonunu iste diyorlar. Anne diyorum olur mu öyle şey, 40 odalı oteli yönetmek öyle kolay mı, bakkal işletmeye benzemez, hem 26 yaşındaki kıza ne diye güvensinler, İngiliz genel müdür düşünüyorlar. Yok Başak sen genel müdürlük istiyorum de! Ya saçmalamayın olur mu öyle şey…

Ben kendime, vizyonuma çok güveniyorum; fakat ukalalık ve hadsizlik yapmak istemiyorum. Aradım dedim; ‘ben çok dikkatli ve mükemmeliyetçi bir yapıya sahibim, operasyon müdürlüğüne talibim.’

15 gün sonra telefon çalıyor. Otelin sahibesi Başakçım biz kadroya karar verdik, artık seni göreve çağırıyoruz. 3 kişilik bir idareci kadrosu düşündük. Sen de bu ekibin başındaki genel müdür olacaksın!

”Tabii, teşekkür ederim, bana emanetiniz ve güveniniz için, elimden gelenin en iyisini yapacağım. Pazartesi Kalkan’a işin başına geçiyorum.”

Otel 40 odalı, 95 yatak kapasiteli. Henüz daha inşaat… Adı Payava Hotel.

Hadi bakalııımm Payava, seninle neler yapacağız, birikte neler öğreneceğiz kolları sıvayalım.

Elimde anne karnında bir bebek var. Önce bu bebeği doğuracağız, sonra emekleteceğiz, ardından yürütüp koşturacağız. Allah kolaylık versin, başlıyoruz!

Bu arada diğer 2 müdürden biri hiç işe başlamadı, diğeri ise ilk sezonun sonunda ayrıldı. 1. senenin sonunda koca otelde tek başıma kalmıştım.

Çok şükür bu bebeği doğurttuk, emeklettik, yürüttük, koşturuyoruz… Bugün TripAdvisor verilerine göre Kalkan’daki 154 konaklama tesisi içinden 1. sıradayız! Gecelerimin, gündüzlerimin sonucu, ekibimin özverisi ve en başta bana daha bu genç yaşımda koşulsuz güvenip elime anahtarı teslim edip, tüm kararları bana bırakan, otelime uğramayan patronumun sonucu. Bu hikayedeki herkese minnettarım, sizin huzurunda teşekkürlerimi sunuyorum. Haklarını helal etesinler.

Peri masalı gibi bir hikaye değil mi? Ama her masalda kötü karakterler ve şeytanlar olur. Benim masalımda da oldu. Hayatımda gördüğüm en kötü karakterler ve ömrümce hakkımı helal etmeyeceklerim de oldu. Canımı köpek gibi haksız yere acıtanlar, benle baş edemeyip bel altı vuranlar da oldu. Hiç biriyle uğraşmadım, uğraşmayacağım da! Ben havale edip, kendi yolumda daha da başarılı olup, onları yok sayarak hayatıma devam edeceğim. Çünkü zaten onlar bu hayatta yoklar, yokluklarının acısını varolanlardan çıkaranlar onlar ve bunun suçlusu kendilerinden başka hiç kimse değil. Herkes yolunda güzel, herkes yolunu kabul ettikçe…

28 yaşındaki Başak’a gelirsek: artık daha sakin, daha az şaşıran, saçına bir kaç beyaz eklemiş, insanları dinlemekten yorulmuş, herkesin derdini dinlemekten bunalmış ve artık sağırlaşmış zaman zaman duyarsızlaşmış, hem daha sivri köşeli hem daha yumuşak ve anlayışlı, sürekli birilerini anlıyor olmaktan sıkılmış artık anlaşılmak isteyen, sürekli birilerini motive etmekten tükenmiş, kendini motive edecekleri arayan, daha düzen isteyen, sokakları seven ama ev hayatını tercih eden, yıldızları ihmal etmiş, off road jipiyle dağları talan etmiş, huzur isteyen, özel hayatında şefkat isteyen, birinin onun yerine karar vermesinden hoşlanır hale gelmiş, ufak ufak yorulmuş ama içindeki çocuğu hiç kaybetmemeye söz vermiş bir Başak.

Kendi değerini ve gücünü daha bir farkına varmış; hayatındaki ihtiyaçları çok daha keskin bir şekilde ayırt etmiş, artık sadece başkalarının ihtiyaçlarına hizmet etmeyen; o başkalarının da bana iyi geldiği noktaya kadar hayatımdaki varlığına izin verdiğim, yeniden başlamaktan korkmayan, kendim için yaşamayı daha da öğrendiğim bir noktadayım.

Evet, ufak bir itiraf gerekirse, bugün biraz yorgunum ama bu yorgunluğumun ilacı da bende bunu çok iyi biliyorum. Bu yüzden bu yazı önemli benim için, her zaman ruhumda taşıdığım o mücadeleci ve hep ileriye bakan o kıza bir takım değişiklik ve yenilikler vakti geldiğini anlatıyor, bedeli her ne olursa olsun… Eee neticede bütün hikaye 1 gecede, 1 Aralık 2018’de tek bir bavulla başlamadı mı? Ben hala o gün ki kızım!

7 Ekim 2023 – Salonika

21:29

baskabirhayatmumkun tarafından yayımlandı

İstanbul'da şehrin ışıklarından yıldızları göremiyordum. E ben de yeryüzünde yıldızlara en yakın yere- Kalkan'a yerleştim. Peki sonra ne mi oldu?

Yorum bırakın