Kozasını Tekmeleyen Toy Kelebek

Kelebekliğine kavuşmak için kozasını parçalayan, bu uğurda tırnaklarını etinden kanata kanata ayıran, acısını bir gün kelebeğe dönüşeceğinin inadıyla yoksayan…

Kanatlarını çırpmanın, ordan oraya özgürce pırpırlanmanın, tüm güzeliklerin renkleri arasında coşkuyla uçuşmanın, bütünleşmenin ve zaman zaman ayrışma hayalinin verdiği derin ferahlıkla ayakta kalan, hayata tutunan…An’ları harcayan.

Uçmadan, konmadan, kanadının kırılmasının acısını hissetmeden yaşam döngüsünü tamamlamak istemeyen… Yaşam döngüsünde imtiyaz beklemeden, tüm gerçekliğiyle, tüm çıplaklığıyla kimi zaman şarap banyolarından, kimi zaman kanlı savaş arenalarından geçmek isteyen!

Kozasının içinde tek başına, sıkışmış, ufalmış, darlıktan kimi zaman nefessiz kalmış, kimi zaman kozasını bırakıp kendiyle kavgalar eden ama hep aklında kelebekliğine kavuşacağı günün tekamül sabrıyla ‘an’larını geçiştiren, bu uğurda 3 günlük ömrünü yakmaktan da bir an bile çekinmeyen…

Kelebek olmadan ölmek istemeyen… Asla istemeyen!

Kanatları kendini belli belirsiz belli etmeye başladıkça kelebek formunda dekoratifleşen; fakat aslında hala kozasının daracık çeperinden çıkmak için etrafı tekmeleyen, yumruklayan…

Bu yeniden doğum gibi bir şey… Anne karnında su kesesini tekmeleyen, plesantasını yırtıp o minyatür haliyle hayata karşı galip gelen tavrın bir başka evresi bu…

Bir kez yapan, yine yapabilir gücünün iliklerine kadar farkında olan.

Bir insan kaç defa doğar sahiden… Bir kez mi doğar bir insan ömrünce?
Peki ya kaç kere ölür insan? Bir kere mi ölür ömründe?

Sahi ya, kaç kere yaşar insan, ‘yaşadım’ diyebilmek için…

Ya hiç yaşamadan ölenler? Ya yaşarken ölenler? Ya ölüp de yaşayanlar?
Gerçekten yaşamak dediğin nedir, ölüm dediğin nedir, doğum dediğin nedir? Zamanın belirsizlik ilkesi hanidir yaşamın belirsizlik ilkesi oldu?

Yaşa arkadaşım! ”Yaşadım!” diyebilmek için!

Hakkını vererek yaşa!

Renk paletindeki tüm renklere bi’ sürtün, karaya bulaşmaktan korkma arkadaşım! Kırmadan, dökmeden, aldatmadan, kandırmadan cesurca yaşa!

Dimdik yaşa arkadaşım! Eyvallahını kimseye eksik etmeden, kimseye de eyvallahın olmadan yaşa!

Severek yaşa arkadaşım! Kendini severek, O’nu severek, yoldaki hayvani, evdeki bitkiyi severek, Allah’ını severek yaşa! Sevmenin en yakın dostu korkusudur! En faydalı korku o’dur ki, sevenin kaybetme korkusu… !

Kaybedecek bir şeyi olmayandan kork arkadaşım! Sevmeyenden kork! Geri kalan hiç bir şeyden de korkma ondan sonra…

Geçeceğini bil! Karanın da, akın da, gecenin de sabahın da, sağlığın da, gamın da sevincin de geçeceğini bil.

Hayat durmaz, beklemez, duraksamaz, oracıkta kalmaz. Hayat sadece akar ve… Gider… Hayat akar ve gider arkadaşım, her şey akar ve gider bu yaşamak denen yolculukta.

Yolculuğun ferahça olsun… Hızır seni yalnız koymasın.


Fethiye Kordon Ev, Salon – 22:47
Son yazının üstünden 2.5 sene..
-BB-

baskabirhayatmumkun tarafından yayımlandı

İstanbul'da şehrin ışıklarından yıldızları göremiyordum. E ben de yeryüzünde yıldızlara en yakın yere- Kalkan'a yerleştim. Peki sonra ne mi oldu?

Yorum bırakın