Ben bugün artık kendimi seçtim! Yıllar sonra kendimi seçtim!
Ne çok yüklendim kendime, yükleri taşıyabiliyorum diye ne çok kendime ait olmayan fazlalıkları, toprakları, yurtları sahiplendim…
Mükemmeliyetçilik adı altında, çalışkanlık adı altında, iyi insan, yoldaş olma adına ben gurbet denilen başka bir toprakta, hiç borcum olmayan yükleri sahiplendim… Bu kibir, bu kendine güven nedendi? Ya da bu kendime güven bildiğim bir geçici özdeğersizlik sanrısı miydi? İnanın kafam burda çok karışık, henüz teşhisi de cevabı da bende yok…
Ayakların üstünde sağlam durmak denilen kavramda, sinir sistemimi, ruh sağlığımı, duygularımı, gözümdeki ışığı, fitliğimi, deli dolu tavrımı, çılgın yanımı halının altına yıllarca süpürdüm. Biraz da umursamazlık süper gücü ayakta tuttu beni…
Bir kaç yıldır, insanın hayatında sınanabileceği pek çok şeyle sessizce, sızı sızı sınandım da kraliçe tacımı gram oynatmadım başımdan. Pozum hep Hollywood gülüşüydü!
Sonra bir gün, zıpır Başak’ı çok özlediğimi, kendimden başka hiç bir sorumluluğum olmadığı başıma dank ettikten sonra, dünya rest çekme vaktinin geldiğini ve tekrar ‘o kız’ olmak için hazır olduğumu hissettim ve yeniden kendim olmayı seçtim.
Hayatımı artık dengede yaşamayı seçtim.
Öyle domuz bir tarafım var ki benim; sanırım benim en büyük süper gücüm de bu; muhteşem bir korkusuzluk, boyumdan fersah fersah büyük bir cesaret ve ‘lan bu hayatta en kötü sıfırdan yeniden başlarım anasını satarlar, dün tek bir bavula tüm hayatını sığdırıp 0’dan bir hikaye yazan bir kadınım ben’! hissinin getirdiği o süper güç!
Sahip olduklarımı tek gecede eksiltmeyi göze alabilme, gemileri yakma, sıfırdan hatta gerekirse sıfırın bile altında başlamaktan gram korkmama güdüm olduğunu ben her zaman bildim.
Ben bugün bir kaç yıldır süre gelen yoğun sorumluluk duygusu içindeki hayatımı şöyle bir masaya yatırıp, ben bu hikayenin neresindeyim dedim ve kendimi seçtim!
31 yaş kapının önünde beni karşılamayı bekliyor ve ben ona söz veriyorum ki, hayatımın geri kalan kısmı artık yalnızca Başak’a hizmet edecek…
Kendim olmayı ve kendimi yeniden yaratmayı seçiyorum.
Çünkü arkadaşlar; ben bu kadına inanılmaz bir emek verdim! Çocuk yaşlardan, kadınlık yaşlarına kadar hiç bir dakikasını boşa harcamadan, akılalmaz şekilde yetiştirdim, eğittim!
Sözlerimi bitirken; burdan Bodrum’a, Barış’a selam olsun! Yıllar önce birlikte çalıştık ve beni yıllar yıllar sonra görünce; Başak sen kendini untmuşssun bi hatırla dedi. O kadar haklıydı ki…
Sevgili Barış, ben kendimi bugün tekrar hatırlamayı seçtim! Ve bu yazıyı yazarken, birden aklıma sen geldin! Yolun apaçık olsun arkadaşım…
Ama sevgili dostlar, herkes kendini keşfederken, büyürken ya da bir eşikten geçerken önce kendini bir kaybeder, sonra tekrar hatırlar!
Hayat denilen bu şeyin, bir yolculuk olduğunu ve hayatta her şeyin insan için olduğunu, tercihlerimiz ve sonuçlarımızdan ibaret olduğunu unutmayın…
Ben epey genç yaşta (23) kendimi tek başıma bir maceraya attım ve bu yol benim yolumdu. Bir ailenin üyesisiniz; fakat kendi deneyiminizle büyüyor, kendinizi buluyorsunuz.
İyilikten şaşmayın ama öz benliğinizi de hayat denilen bu dikenli yolda kanırtmayın…
İyi yolculuklar dostlar…
18:56
Fethiye / Hayal Kahvesi
BB