Şişşt! Gelin gelin benim de söyleyeceklerim var!
Nereye kafamı çevirsem herkes 30+ için bir şeyler söylüyor, yazıyor, çiziyor, videolar üretiyor, tavsiyeler veriyor, ermişliklerini paylaşıyor… Hele bi yaklaşın hele, 31’i yarılayarak ben de konuşacağım!
Bu akşamüstü gün batışına hazırlanırken, Fethiye ise cömert manzarası ve gökkuşağı jestiyle bize ortam sağladı, kızlarla Le Brunch’ta tadım yemeği masası etrafında toplanmış, ilk çatalı kim atacak tahmini yürütürken o malum konu bizim de masamıza uğradı…
Yaşlarımız 30’dan 39’a 5 kadınız…
Birimiz tadım masasının sanat çekimini yapıyor.
Birimiz kapıya yaslanmış mekan çalışanlarıyla sohbet ediyor.
Birimiz oturmuş arada reels kaydırıyor arada ibretlik spontane fotoğraflarımızı çekip goygoylar üretiyor.
Ben ise hem herkese korkunç esprilerimle herkese terör estiriyor, hem de tüm ciddiyetimle şirketin ciddi finansal işleri için banka müdürleriyle telefonda oran pazarlık yapıyorum.
– Sahi ya, kızlar ne oluyor bu 30’da, hayır yani var mı farkettiğiniz bir olayı? Nedir bu 30 yaş sendromu her yerde?
– Iıı yani, daha olgun kara veriyorsun, mesela gece erken uyumak istiyorsun, sabahlamalı eğlenceler artık seni zorluyor…
– E tamam da, bu da insan olmanın gerekliliği ve geçiş evrelerinden değil mi? Bu 30 yaşı bu kadar ayrıştıracak, bir devri kapatıp yeni bir devri açacak bir şey mi? Hem kim daha aklı başında bir hal aldı diye bunu gömer ki!
– Kızım bize milf diyenler var artık!
– Siktirsin ordan, gitsin memeden kesilmemiş süt kuzusunu beslesin o zaman biz de milfsek!
– Yani tamam, metabolizmamız bi tık yavaş çalışmaya başlayabilir de; e bu da bir sorun değil ki, yönetmesi öğrenilebilir bir şey!
– Valla ben 20 yaşımdaki halimden bir fark görmüyorum kendimde! Hayır ne olmuş yani; 2 sürüm üstü gibiyim hatta.
– Doğru! Çok sakin, çok profesyonel! 🙂
– Yalnız 5’imiz de yalnızız he!
– Ya kızım bunun 30’la ne alakası var! Sadece seçiciyiz, kendimize saygımız var. Geldiğimiz noktayı biliyoruz ve bu noktanın ötesine geçmeyi kendi başarabilmiş kişilere vaktimizi harcamak istiyoruz.
– Di mi yaa, sahiden neymiş şu 30!
– Hakkaten hee, vallahi toplum baskısı!
– Arkadaşlaaaar, sosyal medyaya üretecek konu kalmadı, 30’a giren evirip çevirip 30’u anlatıyor, 40’a geçen aydınlanma yaşıyor, 20’likler partiliyor, 50’liklerin bi kısmı yogaya başladı şu sıralar, bi kısmı da TikTok’ta gül gönderiyor, daha üst jenerasyona ise teknoloji ulaşamadı henüz…
– Al işte, mahalle baskısı, oldu mu sana yeni nesilde sosyal medya pompalaması!
– Ben taş gibiyim valla! Kimse beni algı yönetimiyle ununu eleyip, eleğini asmış konumana sokamaz!
– Doğru! Çok doğru! Bi’kere sen kendini nasıl bir enerjiyle çeviriyorsan ona dönüşüyorsun. 30 öyle bir yaş ki, 20’li hissetmekle 60’larında hissetmek arasında iki ucu var.
– Heh Sıla da geldi!
– Kızım hadi otur, darbuka dersime 15 dk kaldı. Hemen yiyip kaçmam lazım.
– Yahu Başak, Allah aşkına bize söylesene başka enstrüman mı kalmadı!
– Ne var canım, fıkır fıkır, kıpır kıpır işte! Hadi ben kaçar, öptüm!
Not: Ben bu satırları Fethiye Çarıklı Restorant’ta yazıp, ikinci öküzgözü&boğazkeremi yudumlarken Ayten Alpman’dan fonda;
‘bırak varsın geçsin yıllar,
bitsin artık bu korkular,
her yaşın ayrı güzelliği var’
çalıyor.
Çok tatlı kocaman bir gülümseme yayıldı yüzüme yazıp kalender bir tavır takınmayacağım, bildiğin kahkaha attım kendi kendime mekanda çünkü :)))
Dinlemek isteyenler için: https://www.youtube.com/watch?v=dV0idXFVdW0
Bu arada 30+’ı bir devir kapandı, yenisi açıldı tavrıyla karşılayanlara inanmayın, bence 20’lerin aynısı…
He ama şu doğru bak!
30’una kadar lay lay lom yaşayıp baltayla sapını bi türlü buluşturamamışssan sürüneceğin günler başlayabilir ya da başlamayabilir… Neticede hayatta hiç bir zaman tek olasılık yok ama büyük olasılıklar ve ihtimaller var!
Geç kalmışlık hissi ya da başka bir olasılık hissi her zaman kulağının arkasında fiskos yapıyor olabilir. Ama herkesin de kendine göre bir zamanı var. Benim tik tak’ım ile, senin ki bir olmayacak…
Ve her seçim bir vazgeçiş. Vazgeçmek kadar keskin olmasa bile ‘azaltmışlık’ bir yerde bir takım ihtimalleri…
Kabullen! Kabul et! ‘En doğrusu’ diye bir formül yok. Seçtiklerle, vazgeçtiklerinle ve azalttıklarınla mutlu ol! Arkasında dur!
Giremeyeceğin topa çıkma! Çıkıyorsan da ağlama! Mızmızlanma! Kimsenin hayatı tam değil, herkes bir yerlerde eksik…
Ve unutma, mutluluk bir durum değil, bir seçim! Şükret! Ya da şükredebileceğin şeyleri yap! Hayat hiç bir zaman sana bir gün mutluluğu garanti etmeyecek… Sen mutlu ve memnun olmayı seçeceksin ya da isyanlarınla zehirleneceksin…
– Cheers guysss!!
Seçtiklerimize, vazgeçtiklerimize ve azalttıklarımıza…
Çarıklı Restorant / Fethiye
09.04.2026
23:39
-BB-