– 6- KALKAN’A ADIM ADIM

Artık önümüze biçilmiş rollerin kısmen sonuna gelmiştim. Tüm eğitim yolları başarıyla katedilmiş, sıradaki yolculuk olan iş hayatına masamda eş dosttan gelen iyi dilek çiçekleriyle uğurlanmıştım. Şimdi sıra her düzenli hayatı benimseyen birey gibi, kabataslak şekilde aşılması gereken diğer adımlara kalmıştı; kariyerinde yükselmek, bir sevgili edinip ufaktan evlilik yoluna girmek, ardından bir çocuk dünyaya getirmek, haftasonlarına“– 6- KALKAN’A ADIM ADIM” yazısının devamını oku

-5- ÜNİVERSİTE YILLARI

Lise bitmiş… Yepyeni bir sayfa açılacak hayatımda. Türkbükü’nde arkadaşımın oteli var, yalnız tatile çıkmışım ilk kez. Ucu açık biletimin… Şimdi askerde Öğütçü, sağ sağlim gel güzel arkadaşım! Bölüm seçeceğim, karar veremiyorum. İşletme mi yoksa Uluslararası İşletmecilik ve Ticaret mi derken, ikinci yabancı dil, ticaret hukuku, gümrük, küresel piyasalar gibi ekstraları sebebiyle Uluslararası İşletmecilik ve Ticaret’te“-5- ÜNİVERSİTE YILLARI” yazısının devamını oku

-4- / LİSE YILLARI

Hayal desem hayal değil, gerçek desem inanmazsın… Öyle yıllardı lise yıllarım. Vira bismillah başlıyoruz… Kararımı vermişim, özel okulda okumak istiyorum liseyi, imkanları daha geniş…. İstek Vakfı’na ön kaydım yapılmış belli bir bursla. Tak telefon! Bostancı Doğa Koleji, gelin görüşelim diyor… Gittik. Ayıp olmasın diye bizi gezdiren hocaya ‘çok güzel, çok güzel tabii’ desem de okulu“-4- / LİSE YILLARI” yazısının devamını oku

-3- / İLKOKUL YILLARI

Büyük ukdem var 1. sınıfa. Okuma bayramına katılamıyorum, kahrolası su çiçeği… Oysa ki anaokulu gösterimde ilk sahne deneyimini yaşamış ve tüm sene ikinci kez sahnede olmayı beklemiştim. Öyle bir bekleyiş ki, daha sonra hiç sahnelerden inmedim.  Matematik en sevmediğim ders, hayat bilgisi favorim… Annem disiplinli bir kadın, her gün eve gelir gelmez, yemek bile yemeden“-3- / İLKOKUL YILLARI” yazısının devamını oku

BİR İÇ SIKINTISI

   Günler günleri kovalıyor, birinin ardından diğeri geliyor, güneş doğuyor, peşi sıra ay yükseliyor, adına da diyoruz yaşamak. Bir de yaşayamamak var bunun üstüne. Nefesi içine aldığın lakin göğüs kafesinden geçiremediğin. Kaynayan çayın buharı gibi rahatsızlık veren bir nem var havada kolayca soluyamadığın. Göğüs bölgen ve miden arasında bir yerlerde sesini duyamadığın ama basını hissettiğin“BİR İÇ SIKINTISI” yazısının devamını oku

-2- / ANAOKULU YILLARI

Annemin bana dair hayalleri arasında binicilik, golf ve piyano kursları vardı. Bundan 20 sene önce ne binicilik biliniyor, ne piyano bu kadar yaygın, golf ise Türkiye’ye henüz uğramamış bile… Çok zarif, prenses edasında bir kız çocuk yetiştirme planları gel gör ki tam tersine işliyor zamanla. Tam bir erkek Fatma oluyorum. Hatta öyle ki Beykoz’da mahalle“-2- / ANAOKULU YILLARI” yazısının devamını oku

-1- / BEBEKLİK DÖNEMİ

1995 senesinde Kadıköy’de doğdum. Dönemin en havalı hastanesi ‘Kadıköy Şifa’. Cinsiyeti belirsiz bir fetüstüm, tabii o zamanlar Baby Shower partileri yok, taze ebeveynler kendilerini cinsiyeti sürpriz olsun düşünceleriyle oyalıyorlar. İsmim ‘Aspurçe’ olacakken, aile büyüklerinin bu ne biçim isim, kızı harcarlar okul yıllarında lafları üzerine dayım tarafından Başak konuluyor. Gerçi bu isimle çok daha fazla harcandım“-1- / BEBEKLİK DÖNEMİ” yazısının devamını oku

SEVGİLER KADIKÖY

   İş çıkışı… Trio’dayım. Barda oturuyorum, en son, sol sandalye… Eşlikçi beyaz şarap, yanında ufak bir kuruyemiş servisi… Teşekkür ederim kalsın lütfen. O halde çilek ikram edelim Başak Hanım’a… Harika, ellerinize sağlık. Caza kayan bir parça fonda, loş ışıklar, mekan arkamda kalıyor, tek tük bir iki masa… Hal hatır soran mekancı… Mutlaka eller yıkanmalı, bana“SEVGİLER KADIKÖY” yazısının devamını oku

 BİR YAPRAK BİR ERKEK BİR KADIN

Yaprak, diyoruz mesela. Ama hangi yaprak? Koyu yeşil mi, açık yeşil mi, kızıla kaçmış mı, sararıp solmuş mu yoksa hercai mi? Büyük mü mesela ya da küçük mü? Geniş mi, ince mi? Ağaçta mı misal, yerde mi, yoksa otsu bir bitkinin bedeni mi? Savruluyor mu rüzgarda, güneş yakıyor mu tenini? Eksik mi yarısı, yoksa olması“ BİR YAPRAK BİR ERKEK BİR KADIN” yazısının devamını oku

TERS AÇI ~KALKAN~

Küçücük bir yer Kalkan. Bu yüzden, vahşi bir iştahla etrafa saldırıp her yeri tüketme isteği uyandırmıyor. Büyük şehirlerde alıştığımız bu ‘keşfet-kullan-terk et’ mantığı burada sökmüyor ne mutlu. Çünkü biliyorsun ki, çok çabuk tükenecek elinde olan her şey… Kanaatli yaşıyorsun bu yüzden, yürürken adımlarını ufak atıyorsun ki yol bitmesin, sabahları erken uyanıyorsun ki daha çok güneşi“TERS AÇI ~KALKAN~” yazısının devamını oku