Bekleme Odası

– Eveeet, buyrun 308 numara ve işte bu da tesisimizin size ufak bir giriş armağanı hanımefendi, güle güle kullanın. İyi istirahatler!

————-


– Şişt Neco, kadın biraz huysuz gibi. Hediyeye bile şaşırmadı, yüzleri güler normalde bedava bir şey olunca.
– Oğlum adamın çekeceği var bu kadından tatil boyunca, bak demedi deme. Sabah kahvaltıda suratlarına bak sen.
– Lan oğlum, gelmişsin miss gibi tatile, derdiii tasayı geride bırakmak için bi dünya para ödemişsin, zaten İstanbul’un trafiği, hanzosu bitmiyor, miss gibi Akdeniz’desin… Ne gerek abi bu kadar mutsuzluğa, valla ben anlamıyorum bunlar neden tatile çıkıyorlar.

————-


– Sonunda! Sonunda ulaştık yani. Tam 14 saattir yoldayız, inanılır gibi değil ya! Tatil resmen zulüm olarak başladı! Ben sana elektirikli araba kiralamayalım demiştim Selçuk. 3 kuruş az para ödeyeceksin diye insanda tatil modu bırakmadın, kaç kere durduk İstanbul’dan gelirken kaç! 10 filan mı?! Offf ayaklarım şişti, midem de bulanıyor! Yarın da yol yorgunluğuyla sersem geçecek, uyandım ayıldım derken oooff ne kahvaltıdan bir şey anlayacağız ne denizden! Zaten oldum davul gibi her dinlenme tesisinde zaman geçsin diye beklerken bir şeyler yemekten, bikiniye de sığamayacağım! Ben 3 haftadır detoks yapıyorum bu tatil için sen farkında mısın! 2 depo benzin yakmayalım diye şu düştüğümüz hallere bak ya, bravo Selçuk sana hakikaten sağol!

– Selçuuuuk! Hadi sen de telefonda çok takılma da sabaha alık olma, gel yat hadi. Neticede öyle ya da böyle tatildeyiz artık, daha fazla negatif şey istemiyorum.

Selçuktan ses seda yok…

08:27. Diiiiit diiiiit diiiiit diiiit diiiit diiiit!

————-


-Günaydın! Vay be Kaş sabahına mı uyandık biz şimdi!

– Günaydın hayatım, Kaş’ın sabahları dinlenmiş uyandırır derler, ne dersin he attık mı dün ki stresimizi bakalım karıcım?

– Dünü hatırlamadan, flashback vermeden başlayabilir miyiz güne lütfen şakacı Selçukçuğum!


– Tamam kız tamam kızma! Umay Hanım’ı bu tatilde asla sinirlendirmiyoruz! İzci sözü! Sek erkek sözü! Bak çok kararlı söz verdim, duy bunları duuuy!


– Hahaha şapşalsın! Bakalım kahvaltıda neler varmış . Plaj çantamızı da alıyorum, çıkmayız bir daha odaya.


– Anahtarı unutma!

Hmmm bakalııım neler attılar burayaaa; 1 bebek mavisi çizgili buldan peştemal, 1 klasik plaj havlusu; otelin verdiğinden, 4 güneş kremiii; biri yüz için 50 faktör, biri her yer için 20 faktör, biri geçen seneden kalma tarihi geçmiiişş, rengi sararmış 30 faktör, son olarak daaa ufak bir tester parfüm!

Hmm burda 1 sprey, 1 krem havuç ve kakao yağı Eda Taşpınar’dan, 1 güneş sonrası losyon, 1 tarak, 1 cep boy deodorant, 1 selfie çubuğu, 1 cüzdan, 2 bikini, 1 mayokini, asla okunmayacağı belli olan sayfaları sararmış, çantada gezmekten orası burası hırpalanmış ince bir Gülse Birsel tatil kitabııı, saç tokaları, vücut spreyi, saç açma spreyi, saç yağı, cımbız, ruj, 2 pareo!

E yeter ama tıka basa doldum! İki iplik atınca da ucuz mal yaptırmışlar deyip kenara atıveriyorsunuz!


——————

-Selçuuuk sağ şezlongtaki çifti duyuyor musuuun??! Bak bak bak bi dinle çaktırmadan, kadın resmeeen adamın başının etini yiyiyor! Böyle tahrik edilmez ki adam, vallahi olay çıkacak az sonra! Ay bi de tatildesiniz yahu, ne bu sinir stres!

– Ya Umay dinlemeyeyim dinlemeyeyim diyorum da, kulağım kayıyor, hakkaten güzelim yaa, ilişki iyice laçka olmuş. Kaldırılıabilecek laflar değil. Karşındaki de bir adam nihayetinde. Ya hadi adamı da geçtim, insan yahu! Yerin dibine soktu çıkardı, soktu çıkardı! Ulan bi de tüm plaj duyuyor bu tartışmayı, el insaf!

– Aşkım, kadın adamın ne adamlığını bıraktı, ne ana kuzuluğunu, ne pintiliğini. Ya tamam herkes kayınvalidesiyle anlaşacak diye bir şey de yok ama, atsan atılmaz satsan satılmaz, annedir neticede yani. Ben çok üzülüyorum böyle annelere kötü davranan gelinler görünce Selçuk yaa. Evladı yetiştirmenin emeği büyük be…

– Güzelim, rahmetli seni çok severdi, sen başkasın. Kalbinin güzelliği bizim aileyi ayakta tuttu. Boşver sen onları.

– Canımsın…

– Selçuuuuuk! Kadının son dediğini duydun muu?

– Ne dedi?

– ‘TikTok’ta yayın açsam senden daha çok kazanırım, bi de mühendisim deyip geziyorsun para nerde belli değil.’ dedi! Ben şok! Hayır kadın miss gibi otele gelmiş, hala adama laf çakıyor, para lafını ağzından düşürmüyor. Sabahtan beri de bir şeyden memnun olmadı, yok çok sıcak, yok meltem esti, yok güneş geldi, yok güneş gitti, yok biram ılık geldi, yok patates ev yapımı değilmiş, Bim’den alınmış, bu kadar parayı buna mı vereceklermiş, bak bak bak sen! Haspam gurmeymiş de! Bak Selçuk böyleleri el üstünde hep. Adam da ağzını açıp bir şey demiyor zavallım. Sinmiş iyice…

– Ya Umay boş versene, bize ne, elalemin hastalıklı ilişkisinden. Biz biralarımızı tokuşturalım gel yavrum, gel!

– Yahu haklısın da, işte ben de duyd….Aaa bak bak bak kadın aldı eşyaları gidiyor! Aaaaa! Aaa! Adam da peşinden gitti vallahii! E yuh yani!


Koskoca otelde denk geldiğimiz kadına bak! Bir İngiliz çift, bir Alman aileye veremedi ki adi şerefsiz Neco! Vallahi Sabahtan beri yok adama böyle demiş, yok o şuna böyle cevap vermiş. Üstüme de ketçap döktü zaten! Islak mendille çitiledi çitiledi durdu, yoldu ipliklerimi, sanki çok matah bir hijyen sağlamış gibi! Daha da yayıldı anasını satayım!



-Yooook artııık!!! Selçuuukkk! Şu yeni gelen genç çift görüyor muusuun? Kadının saçları kazınmış, kısacık ve kafasının arkasında lotus dövmesi var, ensesinde de hiçlik sembolü! Her yerleri dövme kaplı karı koca, ay maşşşallahh papatya çiçeği gibi de sapsarı oğluşları var… Selçuk, bunlar bu çocuğa bakabiliyor mudur?…

– Tövbe tövbeee! Aşkım ne alakası var dövmeyle çocuk bakımının?!

– Ay ne bileyim, bunlar genelde değişik kafalarda oluyorlar ya… Baksana, kadın kafasını bile kazıtmış yani, normal bir kadın yapar mı böyle? Ya hatırlarsana işte bizim Şebnem’i işte, o da böyle her yeri dövme, piercing kaplıydı, evinin duvarından mobilyasına her yer siyahtı. Aşırı uçlarda bir hayat yaşıyordu, arkadaşları absürt tiplerdi. Ailesi görüşmeyi kesti filan… Ya Selçuk sen de bana ne anlattırıyorsun, biliyorsun işte bizi Şebnem’i. O geldi aklıma bunları görünce!

– Yavrum, sırtına güneş kremi süreyim mi? Epeydir güneşe dönük sırtın.

– Tebrikler Selçuk! Saçsız kadını beğendin herhalde, tarz geldi sana o! Güneş kremi ayağına konunun resmen üstünü örtüyorsun!

-Umay, yemin ederim haksızlık ediyorsun! Bebeğim seni önemsediğim ve yalnızca seninle ilgilendiğim için bu detayı farketmiş olamam mı?! Benim gündemim bir başkası değil, nolur anla artık şunu. Ben seni seviyorum, sana ait bir dünyam var benim. Yalnızca ikimiz. Lütfen… Biliyorum streslisin ama bu tatile hayatımıza mola vermek için çıktık, nolur kafanı boşalt biraz bebeğim.

– Haklısın, mola vermek için çıktık…

Yenge takık çıktı bak sen yaa! Eniştenin işi de zor valla… Sabırlı adammış vesselam. Yenge yardırıyor, nefessiz dedikodu yapabiliyor. Enişte ise sabır küpü, tepkisiz dinleyebiliyor. Ata sporumuzu layıkıyla icra ediyor, gurur duydum valla! Bu yolda epey kan, ter, gözyaşını geçmiş olmalı. Çünkü dedikodu da bir birikim ister, icraatinin incelikleri vardır neticede…


-Umay! Aşkım! Aşkım kalk bi!

-İçim geçmiş hayatım.

– Az evvel olanı kaçırdın! Bak aile yok!

-Ay bunlarda mı kavga etti de gittiler?

– Hayır hayır, çok iyi anlaşan bir aile. Ama neden gittiklerini duyunca inanamayacaksın!

-Selçuk çatlatma adamı söylesene işte. Neden gitmişler, papatya tanesini güneş mi çarptı Allah korusun?

– Yooook be kızııım! O dövmeli, piercingli adam var ya, o adam!

– Eeee?

– İşte o adam cuma namazına gitmek için kalktı! İnanabiliyor musun Umay!

– Yok canım daha neler! Yanlışın vardır! Ne alaka onlar yaaa??

– Boşuna dememişler, para ile imanın kimde olduğu belli olmaz diye.

– Selçuk bi kere abdest geçmez ki o dövmeden!

– Yavrum, tövbe estağfurullaaaah bize mi kaldı bunun kararı! Adam senden benden daha Müslüman bir adammış işte! Kalktı namaza gitti, aha bak biz burda bira tokuşturuyoruz! Kadın da çocuğu öğle uykusuna yatıracakmış. Konuşurlarken duydum kulaklarımla. Senden öğrendiğim bir süper güç! 🙂

– Selçuk ben hala inanamasam da, bi yaşıma daha girdim şu an!


————

– Canııımm! Hayatım hazır mısın, hadi geç kalacağız! Arabayı ısıtmaya iniyorum, hızlı ol!

– Dur son kez çişimi yapıp hemen geliyorum!


Plajda günlerce söylendim. Sıcaktan söylendim, kumdan söylendim, dırdır çenelerinden söylendim, verdim veriştirdim içimden, verdim veriştirdim valla! Amaaa beterin beteri varmış! Orda en azından 2 krem, 2 peştemal taşıyorduk. Burda 3 litre Omo, 1 litre sıvı yağ, 500 gr süzme yoğurt, 2 ekşi mayalı ekmek, 4 kutu zero, o , bu, şu derken yer çekimiyle savaşmaktan saplarım ha beni tek etti edecek…! Hayır bi de her yer pis mikrop yuvası… Minibüste koltuğa koyarlar, durakta yere koyarlar, markette sepete atarlar… Millet tatile gidince bronzlaşıyor, ben İstanbul’a gelince 4 ton attım. Ama: pislikten… Bi de bi ayrıştırma var ki sorma… Neymiş: market çantası! Yahu ben size 7 gün boyunca tatil arkadaşlığı etmedim mi, yükünüzü çekmedim mi? İstanbul’a gelince tatilde tüm çektiğim kahırlar unutuldu. Otel çantası oldu sana market çantası! Yazıktır be, günahtır vallaha!


————

-Hayatım! Su getireyim mi, içmek ister misin?

– Cık!

– Çisin var mı yavrum, tuvalete götüreyim mi seni?

– I-ıh!

– Annenlerle konuştum sen arabaya inmeden önce, tatilden döndünüz bizi unuttunuz, hasret kaldık diyorlar.

– Hı hı.

-Uğrayalım mı yavrum çıkışta?

-Hıı..

– Beklerken dekorasyon dergisi okumak ister misin, bak çok eski tarihili. Buna bakmamışsındır eminim.

– Ihh!

———–

– Umay Yücel! Sizi alalım.

———–

– Sevgili Umay ve Selçuuuk hoşgeldiniz! Çocuklar, buyrun oturun şöyle.
– Umaycım nasılsın? Kaş tatiliniz nasıl geçti?

– Güzel.

– Bol bol yüzdün mü konuştuğumuz gibi bakalım, biraz burdan uzaklaşabildi mi zihnin?

– Hı hı. Yüzdüm.

– Sevindim. Peki bakalım… Çocuklar..
– Aşılama sonuçlarınız geldi.
– Maalesef sonuç negatif. Aynı tedaviye daha fazla devam etmeme kararı aldım, Umay’ın tıbbı geçmişini göz önünde bulundurarak bu tedavinin tekrarlanmasını olası komplikasyonlar nedeniyle yüksek riskli buluyorum. Eğer bu yolculuğa devam etmek isterseniz, bu sefer başka bir yöntem deneyeceğiz; fakat unutmayın ki yeni tedavinin de bir garantisi yok ve Umay çok yorulacak. Sabır ve ekonomik güç de gerektiriyor.

-Hocam, benim için Umay’ın sağlığı önemli. Ben 14 yıldır bu kadınla hayatı paylaşıyorum. Biz hiç eksilmedik, hep tamdık. Onu çok seviyorum. Umay’ın vereceği her kararda maddi ve manevi olarak her zaman yanındayım. O nasıl derse öyle olsun, başka hiç bir şey önemli değil.

– Bakın çocuklar, çok uzun süredir bu yolculukta beraberiz, belki 8 belki de 9 yıldır… Umaycım çocuk sahibi olmak istemeni, kafanın arkasındaki konuşma balonlarını, yalnız kaldığındaki iç sesini senin gibi binlerce hastası olan bir hekim, artık bir ablan olarak en iyi ben anlarım. İnan güzel kızım, seni çok seven, sana destek olan ve tüm imkanlarını ayaklarına seren bir eşin var. Tüm evlilikler bu kadar şanslı değil. Tedaviye devam etmek sizin kararınız ama ihtimallerin düşüklüğünü hayatının merkezine alarak güzel günlerini eksiltme hayatından. Annelik doğurarak olunmuyor. Annelik maneviyatıyla anlam bulan bir kavram. Kimsesiz bir evlat edinmek, hayvan sahiplenmek, yardıma ihtiyaç duyan birinin elinden bir ömür tutmak da annelik. Yine de karar sizin çocuklar…


Susmadan konuşan Umay, sürekli eleştiren Umay, huysuzluk çıkaran Umay, ‘papatya çiçeği çocuk’ diyen Umay, kaynanasına çok emek verdi yetiştirirken diyen anlayışlı Umay, papatya çocuğa iyi bakıyorlar mıdır diye endişelenen Umay… O günden sonra tek tük kelimeler çıktı Umay’dan. Ne tedaviye devam etti, ne evlat edindi, ne hayvan sahiplendi ne de bir kaktüs yetiştirdi evinde… Umay sessizliğine gömüldü. Sanki her şeyden, en çok da kendinden vazgeçti. Ama tek bir şeyden vazgeçmedi: benden!

Otel çantasından… Çok uzun zaman sonra anladım ki, Umay o son tatilde tüm umutlarını benim içime koyup, kitledi. Ben ona, içinde umudunun olduğu son günlerin tek hatırasıydım.

—–
– BB –
06.05.2025- 23:01
Fethiye Ev

Kendime Yıllar Sonraya Not: Bu yazı ilk parçalı yazım deneyimim. İlk bölüme 3 Mayıs 2026’da başlandı, ikinci oturuş bugün ve tamamlandı.






baskabirhayatmumkun tarafından yayımlandı

İstanbul'da şehrin ışıklarından yıldızları göremiyordum. E ben de yeryüzünde yıldızlara en yakın yere- Kalkan'a yerleştim. Peki sonra ne mi oldu?

Yorum bırakın